sigorta ile ahilik de insan bilgi

sigorta ile ahilik de insan bilgi

 kendilerine iş edinmişlerdi. Devletin bir ucundan diğerine ‘vergi tahsildjj| olduğunu’ acıyla belirtir tarihçimiz(..).’
Lagaş’ın politik ve toplumsal durumu böyle geri bir düzeydeyken,c
merli tarihçimiz, adalet ve özgürlüğü eziyet çeken yurttaşlara geri verç^ Urukagina adlı yeni, tanrı korkusu olan bir hükümdar ortaya çıktı. Urukaji^ij kayıkçıların denetçisini görevden aldı. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlanuüj^ netçisini görevden aldı (..). Bir adam karısından boşandığında, ne işakkunedj veziri hiçbir şey almayacaktır.
Bir kokucu bir yağ karışımı ürettiği zaman ne işakku, ne vezirnedesaraj kâhyası bir şey almayacaktır. Gömmek için mezarlığa bir ölü götürüldüğizj, man, memurlar ölünün mallarından öncekine göre daha azını, bazı durumlaı. da yansından da azını alacaklardır. Şimdi tapınak mülkiyetine saygı gösteri], mektedir. Artık tarihçimiz, ülkenin bir ucundan diğerine ‘vergi tahsildarlanoj. madiğim’ bildirir. Urukagina, Lagaş yurttaşlarına ‘özgürlük getirmiştir.’
Ancak Urukagina’nın tek başansı her yerde bulunan vergi tahsildarlaı® ve asalak memurlan görevlerinden almak değildi. Aynı zamanda yoksulam, varsıUarm elinde haksızhğa ve sömürüye uğramasma da bir son verdi. Örae ğin ‘Aşağı sınıftan bir adamın evi bir ‘büyük adam’ın evinin yamndaysave ‘büyük adam’ ona ‘evini satın almak istiyorum’ derse; (‘büyük adam’) onu almak üzereyken, aşağı sınıftan adam ‘hakkımı öde’ derse ve o (‘büyükadara' evi almazsa, ‘büyük adam’ hırsını aşağı sınıftaki adamdan çıkaramaz.’
Urukagina kenti tefecilerden, hırsızlardan ve katillerden de armdııdı.Öı neğin, ‘yoksul bir adamın oğlu çaba sarf edip balık tutmuşsa, artık kimse oram balığım çalmayacaktır.’ Hiçbir varsıl memur ‘yoksul bir adamın anasım bahçesine alışkanlık edindiği gibi girip, ağaçlarım silkelemeye, meyvekrim toplayıp götürmeye cesaret edemiyordu. Urukagina, Lagaş tanrısı Ningirsuik dul ve yetimlerin ‘güçlü adamlar’ın kurbanı olmalarına izin vermeyeceğip lunda özel bir anlaşma yaptı.
Bu reformların Umma ile Lagaş arasındaki iktidar mücadelesinde nehdaı
yaran ve etkinliği oldu? Ne yazık ki, beklenen güç ve zaferi ^ rıstz oldular. Urukagina ve refoımlan kısa sürede ‘rüzgâr g reformcu gibi ‘çok az’ ile ‘çok geç’ gelmiş gibi görünüyoı az sürdü; kısa bir süreliğine de olsa Sümer’in ve komşu üll başaran Umma’nın hırslı kralı Lugalzaggisi çok geçmeı kentini düşürdü.
refonnian ve yarattığı toplumsal sonuçlar kadım ‘tarihçilere çok derin bir etki bırakmıştır. Az çok değişiklikler gösteren ^eidört yorum halinde üç kil koni ve bir oval plaka üzerine ya-bulunmuştur Bununla birlikte bu kitaptaki Urukagina re-
yorumu, günümüzün önde gelen Sümeroloğu Amo Poebel’in ha-genin
henüz yayımlanmamış çevirisine dayanmaktadır.
İÖ üçüncü bin yılda yasa altında özgürlüğün Sümerlerce biçimi ?jiilindiği açıklığa kavuşmuştur. Urukagina devrinde yasaların maddeler ^yazılıp halka resmen bildirilip bildirilmediği konusu halâ belirsizdir, o ^ilişkinhiçbir yasa kitabesi, en azandan şimdiye değin bulunamamıştır, ^^abupekde anlam taşımaz. Çünkü uzunca bir süre en eski olarak bili-^yasaİÖ yaklaşık 1750'ye tarihleniyordu, ancak yakın yıllarda daha önce-lıtiıiarilıien kalma üç yasa gün ışığına çıkarıldı. Bunların en eskisi İÖ üçün-Utıinyılın sonlarından kalma Sümer kralı Ur-Nammu’nun yasasıdır”.
YASA KOYMAK İÇİN; YİĞİTLİK, BİLGELİK; (AHİLİK) GEREKMEZ Mİ?
“YASA KİTABELERİ; İLK ‘MUSA’”; UR-NAMMU VE İLK FÜTÜVVETNAME!..
-1947 yılına değin gün ışığına çıkarılmış en kadim yasa kitabesi, İÖ 1 yaklaşık 1750 de iktidara gelen ünlü Sami kral Hammurabi tarafından tıldirilmiş olandı. 1947’de, Hammurabi’den yüzelli yıl önce yaşamış Kral 1^-İştartarafından bildirilmiş bir yasa kitabesi gün ışığına çıkanldı. Şimdi Li-(il-Iştar yasası olarak adlandırılan bu yasa kabartma üzerine değil, güneşte kumulmuş bir kil tablet üzerine çivi yazısı ile Sümer dilinde yazılmıştır (..).
Ancak Lipit-İştar ın, dünyanın ilk yasa-koyucusu ünvanı kısa ömürlü oldu. 1948 de, Bağdat tâki Irak Müzesi müdürü Taha Bakır, o zamanlar pek bilinmeyen Harmal adlı bir höyükte kazı yaptığı sırada daha eski bir yasa ki-labesinin yer aldığı iki tablet keşfettiğini bildirdi. Hammurabi yasası gibi, Sami dilinde yazılmışlardı. Bu tabletler, Yale’den tanınmış çiviyazısı uzmanı Aibrecht Goetze tarafından aynı yıl içinde incelenip kopyalandılar.
Yasalardan önce yer alan kısa girişte (..) Bilalama adlı bir kraldan söz edilmektedir. Lipit-İştar’dan yetmiş yıl kadar önce yaşamış olabilir. Bundan dolayı, Ur-Nammu adh bir Sümer krah tarafından bildirilmiş bir yasa kitabesinin parçasının yazılı olduğu bir tableti kopyalama ve çevinne ayrıcalığına eriştiğim 1952 yılına değin öncelik onurunu hak etmiş görünen bu Bilalama
Şimdi Hollanda, Leyden Üniversitesi’nde Çiviyazısı Araştırmaları Profj. sörü olan F. R. Kraus’dan tam zamanında gelen bir mektup almamış olsaydıı,, büyük olasılıkla Ur-Nammu tabletini gözden kaçıracaktım (Kraus, sgj Mektubunda birkaç yıl önce Müze’de çalıştığı sırada Sümer yasalannm ya^,,
İl olduğu iki parçaya rastladığını bunları bir ‘bütün’ haline getirdiğini ve eld^ ettiği tableti Müze’nin Nippur koleksiyonunun 3191 numaralı tableti olarak katalogladığını yazıyordu
Sümer yasa tabletleri çok ender olduğundan, 3191 numaralı tableti hemen masama getirttim Ama birkaç gün süren yoğun çalışma sonrasında içeriği aydınlanıp, biçimlenmeye başladı ve heyecan içinde, dünyanın bilinen en es-ki yasa kitabesini elimde tuttuğumun ayırdına vardım
Dünya yaratıldıktan, Sümer ülkesinin ve Ur (Kitabı Mukaddes’te geçen Keldanilerin Ur’u) kentinin yazgıları belirlendikten sonra, Sümer panteonu nun iki baştanrısı. An ile Enlil ay-tanrısı Nanna’yı Ur krallığına atadılar. Bir gün, bu tanrı dünyadaki temsilcisi olarak Sümer’i ve Ur’u yönetsin diye Ur-Nammu’yu seçti. Yeni kral öncelikle Ur ve Sümer’in politik ve askerîgüvenliği ile ilgili işler yaptı
Şimdi sıra iç işlere eğilmeye ve toplumsal ve ahlaksal reformlar gerçekleş-tirmeye gelmişti. Yurttaşların öküzünü, koyununu, eşeğini elinden alan‘dü-zenbazlar’ı ve rüşvetçileri ya da kitabedeki tanımıyla ‘yağmacdar’ı görevden aldı. Sonra ağırlık ve ölçü birinalerini adü ve değişmez bir biçimde düzenleâ ‘Yetimin zengine yem olmamasını, dulun güçlüye yem obnamasmı, bir şeke-li olan adamın bir minası (altmış şekel) olan adama yem olmamasını’ sağladı
Ama parçalar halinde ve içeriklerinin anlaşılması güç olan diğer üç yasa, insanlığm toplumsal ve tinsel gelişim tarihi için çok özel bir önem taşır. Çünkü bunlar -çok daha sonraki çağlarda Kitabı Mukaddes’teki yasalarla halâge niş oranda yaygınlığını koruyan-‘g ö z e göz, dişe diş’ yasasının, ÎÖ 2(XK)’ den önce bile yerini çoktan daha insancılbiryar gılama sistemine bıraktığını, bedensel cezalandırmanın yerini para cezasmm aldığım gösterirler”. Burada Kramer, bu para cezalarına tabletlerden çok ilginç örnekler veriyor.
“Ur-Nammu dünyanın ük yasa koyucusu ünvanını daha ne kadar koruyacak? Fazla sürmeyecek galiba. Sümer’de Ur-Nammu doğmadan çok önce yasa koyucular olduğuna ilişkin belirtiler var (..). Yasa ve adalet kadim Sü mer’de hem teoride hem de uygulamada anahtar kavramlardı ve Süraerlenn toplumsal ve ekonomik yaşamlarına derinden işlemişlerdi.
Geçen yüzyılda arkeologlar, her türden Sümer hu^^p^'^elgesini içeret -sözleşmeler, akitler, vasiyetnameler, bonolar, makb lan- binlerce kil tablet çıkarmışlardır. Kadim Sümer’ ci,
'"îdaâbileceğimiz bu belge 9. Bölüm'de ele alınmıştır”(254).
'^'uahkemeKaran” başlıklı bu bölümü kısaca özetliyorum; İÖ 1850 donda üç kişi bir rahibi öldürüyorlar ve hangi nedenle ise, bu cinayetleri-'■thin karısına da bildiriyorlar. Kadın, bu bilgisini açıklamıyor. Cinayet * ^çıkıyor,katiller yakalanıp, Nippur’daki mahkeme işlevi gören Yurttaş-jleclia nde yargılanıyor ve idama mahkûm ediliyorlar, yltclis’in dokuz üyesi; kadının da, cinayeti ve katilleri bildirmediği için ^fliiaeı olarak aynı cezaya çaı-ptınlmasım öneriyorlar. Meclisin iki üyesi,
^jınsavunmasını üstleniyor, cinayetle yer almadığı için kadının cezalandı-.jjimasıgerektiğini öne sürüyorlar. Mahkeme; savunmanın görüşüne katılı-"Kocası sağlığında kadının gereksinimlerini karşılar gibi görünmediğin-jjıtadının suskun kalmakta haklı olduğu” görüşünü de açıklıyor!.. Bütün jjılaı,tablette ayrıntılı olarak anlatılıyor.
TIP ile ilgili 10. Bölüm de, Ahilik bakımından bizi çok ilgilendiriyor, ama '(tekbolluğunda o konuya giremiyoruz. Oysa Ahi Evren de aynı zamanda he-üBOİduğu gibi, gerçekle, Ahilik'te tıbbın önemi; biraz düşünerek de anlaşı-'utiliı'-''^'.
11.Bölüm, TARIM; İLK ‘ÇİFTÇİ YILLIĞI’” başlığını taşıyor. Bundan scebilinen çiftçi yıllıkları konusunda Kramer; “Nippur buluntusundan önce, lalim devirlere ilişkin iki tane benzer çiftçi ‘elkilabı’ biliniyordu. Vergili -İtin ünlü oldukça şiirsel Georgics’i ve Hesiodos’un İşler ve Günler’i” diyor leşöyle devam ediyor; “Bunlardan Hesiodos’un yapıtı daha eskidir ve olası-İaİÖsekizinci yüzyılda yazılmıştır. Öte yandan, tÖ yaklaşık 1700’lerde ya-almışolan Sümer tabletimiz Hesiodos’un eserinden binyıl kadar önceye tarih-taekledir". Sümer Çiftçi Yıllığı’nda yapılacak işler, Virjilius’unkini görme-iama, Hesiodos’unkinden çok daha ayrıntılı olarak ve Hesiodos’tan da hiç aşağı kalmayan bir Bilgelikle (Ahilik ile) anlatılıyor.
İNANNA’NIN; UYGARLIĞIN TEMEL TAŞLARI ME’LERİ URUK’A GETİRİŞİ VE EN ESKİ MESLEKLERİ..
13. Bölüm ün başlığı; “FELSEFE; İlk İnsanlık Kozmogonisi ve Kozmoloji”. Kramer; “Sümerler, sözcüğün bugün anladığımız anlamıyla sistematik bir felsefe geliştirmeyi başaramadılaı” diyerek başlıyor. Bu bakışla, zorunlu olarak, mt*'-'oİive geçiyor ve “Yazman ve şair olan mitoloji yazarlarının temel amad<: onların başarılarını övüp yüceltmekti” diyor.
Kimi örneklemelerden sonra; “İÖ yaklaşık 2500’lere giden elimi^ç^, kaynaklarda hava-tanrısı Enlil’in panteon’un başı olarak görünmesine kart ' bir zamanlar göktanrısı An’m Sümerlerce panteondaki en yüce hükümdaro|j rak kabul gördüğünü düşündürecek yeterli neden vardır. An’ın esas tapmadı nm bulunduğu kent-devletine Uruk ya da Kitabı Mukaddes’te yer aldığı bjçj miyle Erek, deniyordu; Sümer tarihinde baskın politik rolü olmuş birkenm bu” diyor.
Özellikle Enlil üzerine genişçe açıklamalardan sonra; “Sümer baştannian. nm üçüncüsü, dipsiz derinlikten ya da Sümerlerin deyişiyle abzu’dan sonını. lu tann Enki’ydi Enki bilgelik tanrısıydı ve yalnız genel planlan hazırlayan Enlıl’in kararlanna göre yeryüzünü düzenleyen aslında oydu” diyor. İzleyen bazı açıklamalardan sonra; “Son olarak, Sümer fılozoflanna göre evrenin yarj. tılışının ilk gününden itibaren onu yöneten ve işleyişini sağlayan tannsal yasa-lar, kurallar ve düzenlemelere, (çokça Ahilik ilkelerine; sg) me’lere geldik („),
Kadim Sümerli şairlerden biri, mitlerinden birini yazar ya da derlerken tiim bu me’lerin listesini yapmayı çekici bulmuş olsa gerek. Bu nedenle de bildiği uygarlığı yüzü aşkın öğeye bölmüştür. Bugün bu öğelerden yalnızca altnuy küsuru anlaşılabiliyor; bir kısmı ise, bağlam içinde görülemediğinden, gerçek anlamlanna ilişkin bir ipucundan başka bir şey vermeyen sözcükler olmanın ötesine gidemiyorlar. Yine de günümüzde ‘kültür özellikleri ve yapılan’ diye adlandmlanların kayda değer bir listesini veren bu ilk yazılı kültür çözümlemesi girişiminin niteliğini ve önemini göstermek için elimizde yeterince veıi kalıyor ( ).
İşte, kadim Sümerli yazarın verdiği sıraya göre listenin en anlaşılabilir kısımlarından bir kesit; 1) efendilik, 2) tanrılık, 3) yüce ve sonsuz taç, 4) krallık tahtı, 5) yüce krallık asası, 6) kraliyet alâmetleri, 7) yüce kutsal alan, 8)çobanlık, 9) krallık, 10) sürekli hanımlık, 11) ‘tanrısal hatun’ rahiplik görevi, 12) işib (rahiplik görevi), 13) lumuh (rahiplik görevi), 14) gutug (rahiplikgörevi), 15) doğruluk, 16) ölüler diyarına iniş, 17) ölüler diyanndan çıkış, 18)kuıgar-ru (hadım), 19) girbadara (hadım), 20) sagarsag (hadım), 21) savaş sancağı, 22) tufan, 23) silahlar, 24) cinsel ilişki, 25) fahişelik, 26) yasa, 27) iftira,28) sanat, 29) kült odaları, 30) ‘göğün hizmetkârları’, 31) gusilim (müzik aleti). 32) müzik, 33) yaşlılık, 34) kahramanlık, 35) kudret, rüstlük, 38) kentlerin yok edilişi, 39) ağıt, 40) yüreğin asi ülke, 43) iyilik, 44) adalet, 45) ahşap işleme sanatı, tı, 47) yazmanlık, 48) demircilik sanatı, 49) deri işçiliği sanatı, 51) sepet örücülüğü sanatı,
Uruk'un koruyucu tanrıçası înanna, kentinin refah ve
auarttırmaya ve onu Sümer uygarlığının merkezi haline getirip ken-eâaünü yüceltmeye can atar. Bunun için Bilgeliğin Efendisi, ‘tanrı-’^^Lklerini okuyan’ Enki’nin, dipsiz deniz derinliği Abzu’da oturduğu, uygarlığının kadim beşiği Eridu’ya gitmeye karar verir. Enki uygarlı-41®temel tanrısal yasalannı elinde tutmaktadır. Eğer tanrıça bunları her-^^gtıiryoldan ele geçirebilir ve sevgili kenti Uruk’a getirebilirse, kentin şa-onun egemenliği gerçekten erişilmez olacaktır (..). jsiınııdefendisinin (Enki’nin; sg) emirlerini sözcüğü sözcüğüne yerine ge-jiveböylece înanna ile Enki ziyafet sofrasına otururlar. İçkiyle keyifleri ye-^ geldikten sonra, Enki haykırır; ‘Kudretim adına, kudretim admaJKutsal pjıjlinaima’ya, kızıma, tanrısal yasaları armağan edeceğim.’
Böylece, uygarlığın temel taşlarım oluşturan yüzden fazla yasayı aym an-jluaıına ya armağan eder. İnanna (..). Bunları alır. Gök kayığına yükler ve jşerliyükü ile birlikte Umk’un yolunu tutar (..). Cömertliğinden dolayı bü-(ilpıgnanlık duyan Enki gök kayığının Uruk’a yanaşmasına engel olmaya om verir. Böylece ulağı İsimud’u bir grup deniz canavarı ile birlikte, Eri-*111111 Abzu su ile Uruk arasındaki yedi mola yerinin ilkine gitmeleri için tama ve kayığının peşine salar (..).
Eaki’nin Isımud’a verdiği emirleri ve Isımud’un, babası Enki’yi armağanımı geri istediği için kmayan İnaıma ile konuşmasım içeren bölüm başb ba-şnabir şiir cevheridir (..). Sonunda İnarma ve kayığı Uruk’a sağ «latlnn ulaşırla; sevinç içindeki halkm düzenlediği ziyafetler ve şenliklerle kutsal yasaları layığından birer birer boşaltır.
Siimerli düşünürler ne bir felsefe dizgesi formüle etmişlerdir, ne de ahlaksal yasalar ve ilkelerin belirtik bir dizgesini geliştirmişlerdi(..). Sümer etiği ve îhlâkına ilişkin bildiklerimizin hepsinin çeşitli Sümer edebî eserlerinden çıka-nlraalan gerekmiştir (..).
14. Bölüm; ETİK; İLK AHLAKSAL ÜLKÜLER.
öyle başlıyor; “Sümerli düşünürlerin, dünya görüşle-yazgısma abartılı bir güvenleri yoktu”. Üzerinde reken, eski çağın gerçekçiliğine son derece uygun unan düşüncesinde de gözlemlenir. İnsan, henüz , ne bilimdeki ilerlemeye güvenle ve ne de unut-u; ne de birbirlerinin vurdum duymazlığına ba-iyimserliğe gömülmüştü.
Kramer; bu b” tine uygun derin derin d' bir yargı. Bu ne olaylar yığ kanlıkla işi ol karak, son
Kramer, haklı olarak, o zamanın görüşünü şöyle açıklıyor: “Bauı,sigorta